Kişisel Gelişim 4 dk okuma Selin Aydora
Kendine Geri Bildirim Vermek: Günlük Tutmanın İşlevi
Günlük tutmak yalnızca duygu dökmek değildir. Düzenli kayıt, kişinin kendi davranışlarındaki örüntüleri görmesini sağlayan bir araca dönüşür.
Kişisel gelişim üzerine söylenen çoğu şey, insanın kendisiyle kurduğu iletişimin niteliğine dayanır. Bu iletişimin en somut biçimlerinden biri günlük tutmaktır. Günlük, çoğu zaman duyguların dökülüp rahatlandığı bir defter olarak düşünülür; oysa düzenli tutulduğunda çok daha işlevsel bir araca dönüşür. Kişi kendi davranışlarını dışarıdan bakan biri gibi görmeye başlar ve kendine dürüst bir geri bildirim verme imkânı bulur. Bu yazıda günlük tutmanın nasıl bir geri bildirim aracı haline geldiğini ve nasıl sürdürülebilir kılınacağını ele alıyoruz.
Geri bildirim neden dışarıdan gelmek zorunda değil
Çoğu insan gelişim için başkalarının değerlendirmesini bekler. Oysa dışarıdan gelen geri bildirim seyrektir, çoğu zaman gecikmelidir ve karşıdakinin bakış açısıyla sınırlıdır. Kendi davranışını gözlemleyen kişi ise günlük olarak veri toplayabilir. Ne yaptığını, neyi neden ertelediğini, hangi durumlarda zorlandığını yazdığında elinde kendi geçmişine dair bir kayıt oluşur. Bu kayıt, hafızanın çarpıtmalarından bağımsız olduğu için değerlendirmeyi çok daha gerçekçi hale getirir.
Hafıza neden tek başına yetmez
İnsan zihni geçmişi olduğu gibi saklamaz; bugünkü ruh haline göre yeniden düzenler. Kötü geçen bir günün ardından geçmiş haftanın tamamı başarısız görünebilir; iyi bir günün ardından ise aksaklıklar kolayca unutulur. Yazılı kayıt bu dalgalanmayı dengeler. Kişi bir ay önce yazdıklarına baktığında, o günkü sıkıntıların ne kadarının gerçekten sürdüğünü ve ne kadarının geçici olduğunu görebilir. Bu karşılaştırma, kendine yönelik değerlendirmeyi daha adil kılar.
Duygu dökmek ile gözlem yapmak arasındaki fark
Günlük tutmanın yaygın biçimi, o anki duyguyu olduğu gibi kâğıda aktarmaktır. Bu rahatlatıcıdır ama tek başına gelişim sağlamaz; hatta aynı şikâyetin tekrar tekrar yazılması olumsuz düşünceyi pekiştirebilir. Fark yaratan şey, duygunun yanına gözlemi eklemektir. Ne olduğu, o sırada ne düşünüldüğü, nasıl davranıldığı ve sonucun ne olduğu ayrı ayrı yazıldığında metin bir anlatı olmaktan çıkıp incelenebilir bir kayda dönüşür.
Basit bir yazma yapısı
Karmaşık yöntemler uzun süre sürdürülemez. Günde birkaç dakikada tamamlanabilecek sade bir yapı yeterlidir. Örneğin gün içinde iyi giden bir şey, zorlanılan bir an ve yarın için tek bir niyet yazılabilir. Bu üç başlık hem olumluyu görmeyi hem de sorunu adlandırmayı sağlar. Yapının kısa olması, yorgun günlerde bile defteri açmayı kolaylaştırır. Sürekliliği belirleyen şey yazının uzunluğu değil, tekrar edilebilirliğidir.
Yargı yerine tanımlama
Kendine geri bildirim verirken en sık düşülen tuzak, gözlemi yargıya çevirmektir. "Yine tembellik ettim" cümlesi kişiyi yalnızca kötü hissettirir ve hiçbir yol göstermez. Aynı durum "Sabah planladığım işe akşam saatinde başladım, çünkü öncesinde net bir başlangıç adımı belirlememiştim" biçiminde yazıldığında ise üzerinde çalışılabilir bir bilgiye dönüşür. Tanımlayıcı dil, kişiyi savunmaya geçirmediği için değişimi de kolaylaştırır.
Örüntüleri fark etmek
Günlüğün asıl gücü tek tek kayıtlarda değil, birikimin okunmasında ortaya çıkar. Birkaç hafta sonra geriye dönüldüğünde tekrar eden durumlar belirginleşir. Belirli saatlerde düşen dikkat, belirli kişilerle yapılan görüşmelerden sonra gelen yorgunluk ya da hep aynı türden işlerin ertelenmesi gibi örüntüler kendini gösterir. Bu tekrarları görmek, tek tek olayları çözmeye çalışmaktan çok daha verimlidir; çünkü kaynağa yaklaşmayı sağlar.
Haftalık okuma alışkanlığı
Yazmak kadar okumak da sürecin parçasıdır. Haftada bir kez, on beş dakikalık sakin bir okuma yeterlidir. Bu okumada amaç kendini sorgulamak değil, tekrar eden başlıkları belirlemektir. Öne çıkan iki üç konu not edilir ve gelecek hafta için tek bir küçük değişiklik seçilir. Aynı anda birçok şeyi düzeltmeye çalışmak sonucu bulanıklaştırır. Tek bir değişiklik ise etkisi ölçülebildiği için öğreticidir.
Dürüstlüğü koruyan koşullar
Günlüğün işe yaraması, yazarken kimsenin okumayacağından emin olmaya bağlıdır. Başkasına gösterilecekmiş gibi yazılan metinler kısa sürede süslenmeye başlar ve gerçek bilgi kaybolur. Bu nedenle defterin ya da dosyanın nerede durduğu önemlidir. Aynı şekilde yazının düzgün, imlası kusursuz ya da edebi olması gerekmez. Amaç metin üretmek değil, kendine dair doğru bir kayıt tutmaktır; bu kaydın tek okuyucusu kişinin kendisidir.
Sürekliliği sağlamanın yolları
Her alışkanlıkta olduğu gibi burada da aksama kaçınılmazdır. Birkaç gün yazmamak süreci bitirmez; bitiren şey, aksamayı başarısızlık sayıp defteri tamamen kapatmaktır. Yazmayı mevcut bir rutinin peşine eklemek işi kolaylaştırır. Akşam çayının ardından, masayı toplarken ya da yatmadan hemen önce gibi sabit bir an belirlemek yeterlidir. Kaçırılan günler için geriye dönük yazmaya çalışmak yerine, o günden devam etmek daha sürdürülebilirdir.
Ne zaman ölçü kaçar
Günlük tutmak da aşırıya kaçabilir. Her ayrıntıyı kayıt altına almaya çalışmak, gün içinde sürekli kendini izleme haline dönüşebilir ve rahatlatmak yerine yorabilir. Aynı şekilde geçmiş kayıtları defalarca okuyup aynı olayları yeniden yaşamak da faydalı değildir. Sağlıklı ölçü, yazmanın günün küçük bir parçası olarak kalması ve okumanın belirli aralıklarla yapılmasıdır. Araç, kişinin yaşamını yönetmeye başladığında amacından uzaklaşmış demektir.
Kendine geri bildirim vermek, kendini eleştirmekten farklıdır. Biri kişiyi yıpratır, diğeri yön gösterir. Günlük tutmak bu ayrımı somutlaştıran basit bir araçtır: olanı yazar, tekrarları görünür kılar ve küçük düzeltmeler için zemin hazırlar. Günde birkaç dakikayla başlayan bu alışkanlık, aylar içinde kişinin kendi davranışlarını daha net gördüğü, kararlarını daha bilinçli aldığı bir gözlem defterine dönüşür.